Dördüncü Sanayi Devrimi – Klaus Schwab

Dördüncü Sanayi Devrimi – Klaus Schwab

Dördüncü Sanayi Devrimi – Klaus Schwab

Günümüzde Dördüncü Endüstriyel Devrim olarak da nitelendirilen dönüşüm çok sayıda fiziksel ve dijital teknolojinin bir araya gelmesi ile gerçekleşmektedir. Tetikleyici teknolojik araçlar ne olursa olsun endüstriyel dönüşümlerin temel amacı teknolojik tüketici ihtiyaçlarına cevap verir nitelik ve niceliklerde kaynak etkinliği ve verimliliğini artırmak, şirketlerin rekabet gücünü daha üst seviyeye taşımaktır.

Bu kitap Endüstri 4.0 olarak isimlendirilen bu çağın dünyada yayılmasını hızlandıran kitapların başında geliyor diye düşünüyorum. Kitabın yazarı Prof. Klaus Schwab, Dünya Ekonomik Forumunun (WEF) kurucusu ve Davos toplantılarının düzenleyicisi. Kendisi 2016 yılında orjinal adı ‘The Fourth Industrial Revolution’ yani Dördüncü Sanayi Devrimi adlı bir kitap yazıyor, bu kitap Türkçe dilimize 2017 yılında yine bu isimle çevriliyor. Buna ek olarak, 2019 yılından yazarın ayrıca, bu alanda seri niteliği taşıyan ikinci kitabı ‘Dördüncü Sanayi Devrimini Şekillendirmek‘ ismiyle çıktı.

Yazar kitabı yazmaktaki amacını şöyle açıklıyor: ‘Bu kitabı yazmaktaki amacım Dördüncü Sanayi Devriminin ne olduğu, neler getireceği, bizi nasıl etkileyeceği ve onu ortak yarara yönlendirmek için neler yapılabileceği hakkında bir başlangıç metni sunmaktır. Bu kitap geleceğe ilgi duyanlar, kendilerini bu devrimci değişimin fırsatlarını dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için kullanmaya adamış insanlar içindir.’

Kitabın amacı başlıca 3 başlık altında toplanmakta, bunlar şu şekilde sıralanabilir:
– Teknolojik devrimin ve onun çok yönlü etkisinin kapsam ve hızı konusunda farkındalığı artırmak,
– Teknolojik devrim hakkında düşünmek için, çekirdek meslekleri ve olası tepkileri aydınlatan bir çerçeve oluşturmak,
– Teknolojiyle ilgili meseleler hakkında kamu özel sektör işbirliğini ve partnerliğini esinlendirecek bir platform sunmak.

Her şeyin ötesinde bu kitap, teknoloji ile toplumun nasıl bir arada var olduğunu vurgulamayı amaçlıyor.

Şöyle özetleyecek olursam: Teknoloji, üzerinde herhangi bir kontrolümüz olmayan dışsal bir kuvvet değil. ‘Kabul et ve birlikte yaşa’ ile ‘reddet ve onsuz yaşa’ arasında ikili bir tercih arasında kısıtlanmış da değiliz. Bunun yerine, dramatik teknolojik değişimi kim olduğumuz ve dünyayı nasıl gördüğümüz üzerinde derinlemesine düşünmek için bir davet olarak almalıyız.

Bu Endüstri 4.0 Teknolojik Devriminden nasıl yararlanacağımız üzerinde ne kadar çok düşünürsek kendimizi ve bu teknolojilerin içerdiği ve mümkün kıldığı temelde yatan sosyal modelleri o kadar daha iyi inceleyebilir ve bu devrimi dünyanın durumunu iyileştirecek tarzda biçimlendirme fırsatına sahip olabiliriz.

 

Nurşen Erginsoy

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir