İnsanlık 2.0 – Ray Kurzweil

İnsanlık 2.0 – Ray Kurzweil

İnsanlık 2.0 – Ray Kurzweil

Singularity konusunda bir doktrin çalışması niteliğinde oldukça detaylı ve dolu dolu bir kitap; Yapay Zeka alanında çalışan, araştırmalar yapanlar Ray Kurzweil ismi ile bir yerlerde bir şekilde karşılaşmıştır. Transhümanizm savunucularından fütürist yazar Ray Kurzweil, 25-30 yıllık bir geleceğe ilişkin olarak öngörülerde bulunuyor ve bilgi işlemin tekillik düzeyine ulaşarak insanlığın tamamen değişeceğini ve dönüşeceğini kapsamlı olarak anlatıyor.

Bu kitap, 2015 yılında yayınlanmış ve 2016 yılında Türkçe’ye çevrilmiştir. İnsanlık 2.0: Tekilliğe Doğru Biyolojisini Aşan İnsan kitabında Kurzweil, teknolojinin ve bilgi işlemin ivmelenerek, üstel olarak geliştiğini çeşitli istatistiklerle ortaya koyuyor ve yaptığı matematik hesaplamalarına göre 2020’lerin ortalarında insan beyninin hesaplama gücüne, 2040’ların ortalarından sonra da tüm insanlığın toplamından fazlası kadar hesaplama gücüne kavuşulacağını ve söz konusu bilgi işlem kapasitelerinin 1000 $ a satın alınabilir düzeyde olacağını öngörüyor. Bilgi işlem gücü bu aşamadan sonra öngörülemez bir seviyeye ulaşacağına yönelik önermelerde bulunuyor. Bu durum da Tekillik anlamına geliyor.

Kurzweil, ayrıca GNR (Genetik, Nanoteknoloji, Robotik) alanında çalışmaların hızlı ve hızı ivmeli şekilde artan bir gelecekten bahsediyor. Tüm bu süreçte ilk olarak insan beyninin karmaşık yapısının çözülmesi, nanoteknolojinin nano-botlar desteği ile gelişmesi ve robotik alanındaki çalışmaların da eş zamanlı ciddi ölçüde ilerlemesi ile insanların kendi zihinlerini yapay vücutlara aktararak ölümsüz olacaklarını ve bilgi işlem gücü kapasitesi yardımıyla maddeyi akılla bütünleştirerek tüm evrene yayılacağını öngörüyor.

İnsanlığın kaderini evrene hakim olmak olarak gören Kurzweil, yapısal olarak değişsek de yine insan olacağımızı düşünüyor. Kurzweil, “Singularity is Near” – Türkçe Singularity – isimli kitap ile kendisinden sıkça bahsettirmiş olan bir kişilik. Doksanlı yıllarda teknoloji dünyasının geleceğine ilişkin yaptığı onlarca tahmin ile geleceği %86 doğru oranda tahmin edebilmiş bir bilim insanıdır. Sadece bu yönü ile bile geleceğin dünyasını daha iyi anlamak adına takip edilmesi gereken biridir.

Kitapta yer alan ciddi çalışmalar ve görüşmelere gelen önemli eleştirilere de yer veriliyor ve bunlar tek tek açıklanarak cevaplanıyor. Kitap, hem ele aldığı konu çeşitliliği, detay açısından hem de olası risklere ve eleştirilere verdiği cevaplar ile oldukça kapsamlı bir tez çalışması görünümünde. Bu alanlarda araştıran, ilgilenenler için belli bir bilimsel düzeydeki okuyucuya hitap edebilecek son derece doyurucu bir kitap.

 

Tekillik Dediğimiz Nokta – Ne Kadar Tekildir?

Matematikte Tekillik, herhangi bir sınırın ötesindeki bir değerdir, özünde sonsuzluktur. ( y = 1/x fonksiyonunda, x=0 ise, o zaman fonksiyon kesin olarak tanımsızdır ama y’nin değerinin herhangi bir sonsuz sayıdan büyük olduğunu göstermemiz mümkündür.) Bu kitapta irdelediğimiz şekliyle Tekillik, bilgi işlemin, belleğin ya da herhangi bir diğer ölçülebilir özelliğin sonsuz düzeylerine çıkmaz. Ancak tabii ki zeka dahil tüm bu niteliklerin çok yüksek düzeylerine ulaşır. İnsan beyninde ters mühendislik işleminin uygulamasıyla birlikte insan zekasının paralel, kendiliğinden düzenlenen, kaotik algoritmalarını çok güçlü bilgi işlem katmanlarına uygulayabileceğiz. O zaman bu zeka kendi tasarımını, hem donanım hem yazılım tasarımını, hızla ivme kazanan bir yineleme sürecinde geliştirebilecek durumda olacaktır.

Ama bunun yine bir sınırı var gibi görünmektedir. Evrenin zekayı destekleme kapasitesi, saniyede yalnızca 10^9 işlem olarak ortaya çıkmaktadır. Holografik evren gibi daha yüksek sayılar (örneğin, 10^120) ileri süren kuramlar da vardır ama bu düzeylerin hepsi de sonludur.

Temelde, bu tür bir zekanın yetenekleri bizim şu anda sahip olduğumuz zeka düzeyine tabii ki sonsuz görünebilir. 10^90 cps’lik zekayla doygunluğa ulaşmış bir evren bugün yeryüzünde bulunan tüm biyolojik beyinlerden trilyon kere trilyon kere trilyon kere trilyon kere trilyon kat daha güçlü olacaktır. Ortalama bir kilogramlık bir ‘soğuk’ bilgisayarın potansiyelinin bile 10^42 cps’lik bir doruk noktası vardır, bu da, tüm biyolojik insan beyinlerinden on bin trilyon (10^16) kat daha güçlüdür.

Böylelikle, ‘Tekillik teriminin bu kitaptaki kullanımının, fizik toplumunun bu terimi kullanım biçiminden daha az uygun olmadığını görüyoruz. Bir kara deliğin olay ufkunun ötesini görebilmemiz ne kadar zorsa, tarihsel Tekilliğin olay ufkunun ötesini görebilmemiz de o kadar zordur. Her biri 10^16 ile 10^19 cps arasında sınırlı beyinlerimizle, 2099 yılındaki gelecek uygarlığımızın 10^60 cps’lik beyniyle neler yapıp düşünebileceğini nasıl tasarımlayabiliriz?

Yine de fiilen bir kara deliğin içine girmemiş olsak da kavramsal düşünme gücümüzle kara deliklerin doğası hakkında sonuçlar çıkarabileceğimiz gibi, bugünkü düşüncemiz de Tekilliğin alıştırdığı sonuçlar hakkında anlamlı iç-görüye sahip olmamızı sağlayan güçtedir. Bu kitapta yapmaya çalışılan da tam olarak budur.

 

İnsanın Merkeziliği

Ortak bir görüş, bilimin kendi önemimiz hakkındaki şişirilmiş düşüncelerimizi düzenli olarak düzelttiğidir.

Stephen Jay Gloud, “En önemli bilimsel devrimlerin hepsinin ortak özelliği, insanın evrenin merkezi olduğu inancının getirdiği kibri, basamak basamak tahtından indirmiş olmalarıdır.” diyor.

Ancak görünen, her şeye karşın merkezde olduğumuzdur.

Beynimizde modeller kurabilme yeteneğimiz – sanal gerçeklikler – ile alçakgönüllü görünüşlü başparmağımızın birleşmesi farklı bir evrim biçimi olan teknolojinin yolunu hazırlamaya yetmiştir.

Bu gelişme, biyolojik evrimle başlayan ivmelenen hızın sürekliliğini sağlamıştır. Tüm evreni parmaklarımızın ucuna alana kadar da sürecektir.

Fikrimi sorarsanız, İnsanlık 2.0, Tekillik ve Transhümanizm konusunda mutlaka okunması gereken ana kaynaklardan birisi.

 

Nurşen Erginsoy

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir